top of page

Tarımda Bolluk Fiyatları Düşürdü, Peki Bu Düşüş Kalıcı mı?

Tarımda Bolluk Fiyatları Düşürdü, Peki Bu Düşüş Kalıcı mı?

Haziran ayında Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 9,02 gerilerken, yıllık artış oranı yüzde 9,55 olarak gerçekleşti. Bir önceki ay yıllık artışın yüzde 43,08 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, tarımsal üretici fiyatlarında dikkat çekici bir yavaşlama yaşandığı görülüyor.

Bu gelişmenin temelinde “bolluk etkisi” bulunuyor. Geçtiğimiz yıl zirai don ve kuraklık nedeniyle üretim miktarı gerilerken, bu yıl verimin yükselmesi ve rekoltenin beklentilerin üzerine çıkması piyasaya sunulan ürün miktarını artırdı. Arzın yükselmesiyle birlikte özellikle sebze ve meyve grubunda üretici satış fiyatları aşağı yönlü hareket etti.

Ekonomik açıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo, arz ve fiyat ilişkisini açık şekilde gösteriyor. Tarımsal üretimin arttığı dönemlerde, talep aynı hızda yükselmiyorsa fiyatların gerilemesi beklenir. Ancak tarımda fiyatların düşmesi her kesim açısından aynı anlama gelmez. Tüketici için daha uygun fiyat ihtimali ortaya çıkarken, üretici açısından gelir kaybı ve maliyetleri karşılayamama riski oluşabilir.

Nitekim tek yıllık bitkisel ürünlerde aylık fiyatlar yüzde 15,55, çok yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 10,30 geriledi. Buna karşılık canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,49’luk artış devam etti. Bu durum fiyat düşüşünün tarımın bütün alanlarına yayılmadığını, daha çok mevsimsel üretimin yoğunlaştığı bitkisel ürünlerde gerçekleştiğini gösteriyor.

Üretici fiyatlarındaki düşüşün market ve pazar fiyatlarına aynı oranda yansıması ise garanti değil. Ürünün tarladan tüketiciye ulaşması sırasında nakliye, depolama, işçilik, enerji, komisyon ve perakende maliyetleri devreye giriyor. Bu nedenle üreticinin satış fiyatı düşerken, tüketicinin ödediği fiyat daha sınırlı gerileyebilir veya bazı ürünlerde hiç değişmeyebilir.

Ayrıca yıllık Tarım-ÜFE’nin yüzde 9,55’e gerilemesini yalnızca kalıcı bir iyileşme olarak değerlendirmek doğru olmaz. Endeksteki düşüşte üretim artışının yanında geçen yılın yüksek fiyatlarının oluşturduğu baz etkisi de bulunuyor. On iki aylık ortalamalara göre fiyat artışının hâlâ yüzde 37,44 seviyesinde olması, tarımsal maliyet baskısının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Tarımda asıl mesele yalnızca üretimi artırmak değil, ortaya çıkan bolluğu doğru yönetebilmektir. Üretim planlaması yapılmadığında bir yıl ürün kıtlığı nedeniyle tüketici yüksek fiyatla karşılaşırken, ertesi yıl üretim fazlası nedeniyle çiftçi zarar edebilir.

Bu nedenle depolama kapasitesinin artırılması, üretici birliklerinin güçlendirilmesi, sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve ürünlerin iç piyasa ile ihracat kanallarına dengeli biçimde yönlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde tarımdaki bolluk geçici olarak fiyatları düşürse bile üreticinin gelecek yıl üretimden çekilmesine ve yeniden arz sorunları yaşanmasına neden olabilir.

Haziran verileri gıda enflasyonu açısından olumlu bir işaret veriyor. Ancak bu gelişmenin kalıcı bir fiyat istikrarına dönüşebilmesi, yalnızca hava koşullarına ve yüksek rekolteye değil, tarımsal üretimin doğru planlanmasına bağlıdır.

 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Piyasa İki Sınava Aynı Anda Giriyor

Fed’in ileriye dönük dili ile büyük teknolojinin yapay zekâ harcamalarını kazanca dönüştürme gücü, aynı gün içinde fiyatlanıyor. Sinan Akhan | 29 Temmuz 2026 | Wall Street açılışı ASYA AVRUPA ABD

 
 
 

Yorumlar


bottom of page