Kredi kartının büyülü dünyasında kendini kaybeden adam
- Özgür Bayram Soylu

- 2 Tem
- 3 dakikada okunur
Kredi kartının bu denli yaygın olduğu bir dönemde Areda Piar & Z Raporu işbirliği ile bireylerin kredi kartı kullanım alışkanlıklarını hem davranışsal olarak hem de finansal olarak ele alma fırsatı elde ettik.
Bireylerin kredi kartına yüklemiş oldukları anlamları, kredi kartı kullanımının bıraktığı izleri, enflasyon karşısında kredi kartını nerede konumlandırdıklarını, hangi sektör için yoğunlukla tercih ettiklerini, kredi kartı borcunu ödeme düzeylerini, nakit avans ile olan duygusal ilişkilerini, çevrimiçi ticaret ile olan sınavlarını incelediğimiz bir çerçeveyi sunuyoruz aslında.
Türkiye’nin NUTS-2 bölgesinde yaş, cinsiyet ve sosyo ekonomik statü özelliklerini temsil eden 1.100 kişi ile gerçekleştirilen bu araştırma tüketiciye ayna tutarken politika yapıcıya da önemli mesajlar veriyor.
Araştırma ile markete makarna almaya gidip rengarenk reyonların büyüsüne kapılıp tılsımlı müzik eşliğinde makarna hariç her şeyi alıp bunu kredi kartına yükleyen Melodi Kralı ile, şehrin en prestijli mekanlarında kahvesini yudumlayan Serüven Avcısını birbirlerinden habersiz bir araya getiriyoruz.
Çok detaya girmeden çarpıcı dört başlığı sizinle paylaşıyorum. Ayrıntılar Areda Piar ve Z Raporu dergisinin Aralık sayısında.
FİNANSAL ALIŞKANLIĞIN ÖTESİNDE BİR ZORUNLULUK
Toplumun %77,1’i kredi kartını kullanmayı bir zorunluluk olarak görüyor. Haksız da değiller. Çünkü pek çok günlük işlem artık kredi kartı aracılığıyla gerçekleşiyor. Sahip olmuş olduğu pek çok özellikle toplumun hayatını kolaylaştırıyor.
Çevrimiçi alışverişlerde güvenli ödeme aracı, seyahatlerde eli açık bir yol arkadaşı, konaklamalarda sihirli bir oda kartı, modern finansal yaşamın en güzide parçası.
Hal böyle olunca kredi kartı bugün çoğumuz için finansal alışkanlığın çok ötesinde kullanımı haz veren gönüllü bir zorunluluk.
Peki %7,4’ün ifade ettiği gibi kişisel bir zevk midir? Eğer finansal alışkanlık, harcama alışkanlığı ve sorumluluğu borç sorununa yol açmıyorsa kredi kartını kullanmak muazzam bir keyif veriyor olabilir. Ancak dikkatsizce bir kullanım kişisel zevkten öte bir ızdırap riskini barındırmıyor değil.
ÖNCE ÖZGÜRLÜK SONRA ESARET
Kredi kartı kullanmak tüketiciye deneyimsiz bir özgürlük alanı açıyor. Cebinizdeki nakiti harcamak mı, yoksa kredi kartı kullanarak cebinizdeki paranın kaldığı hissini yaşamak mı?. İnsanlar genellikle ikincisini tercih ediyor. Ama ikincisini tercih ederken cebindekinden fazlasını harcayarak.
İşte bu davranış, harcama yapmanın getirdiği özgürlük hissinin, zamanla bireyleri mali zorluklar ve borçlarla başa çıkma sürecinde bir tür esarete sürükleyebileceği sonucunu doğuruyor. Katılımcıların % 39,6’sı kredi kartı kullanmayı önce özgürlük sonra esaret duygusu ile tasvir ediyor. % 34,5’i kredi kartı kullanmayı bir özgürlük, % 25,9’u ise esaret olarak simgeliyor.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE KREDİ KARTI
Bugün almadığınız bir ürünü yarın daha pahalıya alacağınıza olan güçlü inanç harcamaların yarından bugüne çekilmesine neden oluyor. Böylesine bir ortamda da kredi kartı bu davranış kalıbına sahip tüketiciye önemli bir imkan sunuyor. Bunu da aslında taksitli alışveriş imkanı ile daha cazip kılıyor.
Kredi kartının taksit özelliği sayesinde enflasyonist süreçte tüketici öne aldığı harcama davranışı ile kendine güvenli bir koridor oluşturuyor ya da kendine bir güvenlik kalkanı buluyor. Toplumun %58,9’unun kredi kartı ile taksitli alışverişin enflasyona karşı kendilerini koruduklarına dair inançları bu durumun gerçekliğini açıkçası pekiştiriyor.
SİHİRLİ BİR CÜZDAN: NAKİT AVANS
Nakita avans kullanma alışkanlığı son dönemlerde tüketici tarafında sıklıkla tercih edilen ve olağan bir finansal davranışa dönüşmüş durumda. Bugün yaklaşık üç kişiden ikisi farklı nedenlerle de olsa nakit avansı kullanmayı tercih ediyorlar. Kimisi acil durumlar için, kimisi farklı yatırım tercihleri için kimisi ise finansal akışlarını gerçekleştirmek için.
Ve tüketicinin nakit avans kullanma imkanı bireye inanılmaz bir haz veriyor. Öyle ki tüketicilerin % 82,8’i kendisini sihirli bir cüzdana sahip gibi hissediyor, % 17,2’si süper güç hissiyatını taşıyor.
Peki neden? sorusunun yanıtı basit aslında.
Anında nakit ihtiyacımızı karşılıyor mu? Evet.
Hızlı ve kolay erişilebilir bir finansal araç mı? Evet.
Özel bir güç ve ayrıcalık hissi veriyor mu? Evet.
“Üç Evet”le uğurladığımız nakit avansı kontrol altına alamadığımız her yeni gün stresli günlerin habercisi midir? sorusunun yanıtı da sizde…
Bugün geldiğimiz noktada kredi kartının büyülü dünyasında kendini kaybeden adam özgürlüğün hazzını yaşamayı da esaretin bedelini ödemeyi de göz alabilecek bir dirence sahip. Çevrimiçi alışverişin büyüsüne kapılmış tüketici, yani biz, zor bir sınavdan geçiyoruz. Eğer kişisel kontrol ve disiplini sağlayamaz isek gelecek günler bizim için gerçekten alarm veriyor.
Bizde her insan yükümlü olduğu borcun esiridir, mutlaka bir gün bedelini öder.
Yorumlar