top of page

Zenginim ben

Artık market alışverişini bile örtük bir sınıf mücadelesi olarak görüyorum. Eskiden sepete bisküvi atarken şimdi glütensiz kinoa ununun ambalajını ters çevirip glisemik indeksini inceliyorum saatlerce. Organik market filesinin verdiği özgüveni tarif bile edemem. Size bişey söyleyeyim mi organik ürün rafına girdiğim an, soluduğum hava tertemiz, karaciğer enzimlerim ise adeta bir İsviçre saati gibi işliyor. Hatta geçen bir arkadaş hafta sonu aralıksız çalıştım, mahvoldum deyince bakakaldım, böyle insanlar var mı hala diye. Çünkü ben 8 saat kaliteli uykumu uyumuş, 45 dakika nefes terapisi yapmış ve sempatik sinir sistemimi regüle etmiştim. Yeni dönemin lüksünü, yani zamana hükmedebilmeyi çoktan keşfetmiştim.

Makroekonomik belirsizlikler, kariyer kaygıları ve küresel krizler arasında savrulan ben için elimde kendi biyolojimden başkası kalmadı açıkçası. Ne dünyayı ne de piyasaları tek başıma regüle edemeyeceğime göre, günlük adım sayımı, insülin direncimi, magnezyum malat seviyemi ve sirkadiyen ritmimi optimize ederek kontrol hissini yeniden inşa ediyorum. Unutmayın, yaşlanmayı geciktirme tutkusu, varoluşsal çaresizliğin en şık ambalajlanmış hâlidir. Somut nesneler dönemi kapanıyor; refah, bedenime, zihnime ve zamanıma yansıyan yeni bir boyut kazanıyor.

Şaka şaka biz cağ kebaptan devam…

NABZA GÖRE ŞERBET

Areda Piar’ın Pazarlamasyon için gerçekleştirdiği “Yeni Zenginlik Algısı: Wellness, Beden ve Statü Dönüşümü Araştırması”, Türkiye’de zenginlik ve statü algısındaki bu dönüşüme dikkat çekiyor. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi statüyü doğrudan sağlık ve yaşam kalitesi üzerinden tanımlıyor; yaşam önceliklerinde ruhsal sağlık (%73,7) ve fiziksel sağlık (%64,7) ilk sıralara yerleşiyor. Hatta araştırmanın en sarsıcı bulgusu olarak sağlıklı beslenme (%52,6), yüksek geliri (%50,0), düzenli sporu (%33,6) ve fit bir bedeni (%31,9) arkasına alarak lüks marka kullanımının (%27,6) önünde bir numaralı statü sembolü haline geliyor.

Araştırmaya göre iş-yaşam dengesini koruyabilmek (%37,9) ve kendine zaman ayırabilmek (%35,6), başarının ve yüksek statünün en güçlü göstergeleri arasında üst sıralara yerleşmiş durumda; hatta ev sahibi olmanın (%32,6) dahi üzerinde bir değer taşıyor. “Koşturmuyorum, dinlenebiliyorum” mesajı, bir zamanlar premium otomobilin verdiği statü sinyalini bugün devralıyor. Yoğunluk ise artık doğrudan çaresizliğin ve bir organizasyon zaafının göstergesi olarak algılanmaya başlanmış gibi. Katılımcılara göre yüksek yaşam kalitesini en iyi temsil eden unsurların başında “daha sağlıklı olmak” (%49,5) ve “daha az stres yaşamak” (%18,3) gelirken, geleneksel lüks tüketim unsurları listenin en son sıralarına geriliyor. Sabahın erken saatlerinde koşup maratonlara katılanların açık ara birer başarı abidesi olarak görülmesi de cabası.

KEREVİZ FONU

Katılımcılar wellness (sağlıklı yaşam) alanındaki harcamalarını doğrudan bir yatırım aracı olarak tanımlıyor. Katılımcıların yüzde 73’ü sağlıklı beslenmeye, yüzde 45,9’u psikolojik desteğe, yüzde 34,2’si ise düzenli check-up’lara yapılan harcamaları geleceğe yatırım olarak görüyor. Son 12 ayda vitamin-takviye kullanımı (%29,3) ve uyku takibinin (%25,0) hızla yükselmesi de bu yönelimi somutlaştırıyor. İnsanlar kişisel antrenör ücreti ödediğinde tümüyle geleceğine yatırım yapmanın getirdiği tatmini yaşamak istiyor. Ek bütçe kullanımı sorulduğunda ise kişisel sağlık hizmetlerinin (%23,6), finansal araçları (%22,7), yeni otomobili (%21,8) ve lüks aksesuarları ezici biçimde geride bırakması, bu zihniyetin doğrudan somut davranışa dönüştüğünü kanıtlıyor.

Mesele tamamen bir aidiyet, “ben de o elit kulüpteyim” deme yarışı ve yeni nesil bir başarı havası atma yöntemi haline gelmiş durumda. Pahalı wellness akımları ve organik detokslar, yeni orta-üst sınıfın adeta kendi kimliğini bulduğu ortak bir adrese işaret ediyor. Yeni dünyada en büyük güç ve itibar; vitrindeki logoların ötesine geçerek bedensel disiplinde, temiz tahlillerde ve zamana hükmedebilmekte saklı.

EV ALAMIYORSAK KAS YAPARIZ

Kuşkusuz bu anlayışın toplumda bu denli hızla kök salmasının arkasında derin bir makroekonomik zemin yatıyor. Uzun süredir hayatın merkezine yerleşen yüksek faiz ortamı, yapışkan enflasyon ve ne kadar çabalarsa çabalasın sadece çalışarak ev ya da araba gibi geleneksel varlıkları edinemeyeceğini anlayan orta sınıfın hissettiği o derin tıkanmışlık duygusu, statünün yönünü değiştirmişe benziyor. Finansal olarak mülk edinmenin ulaşılamaz hale geldiği bir konjonktürde, tasarrufumuzu ve enerjimizi tek ulaşılabilir sığınağa, yani kendimize yönlendiriyor. Birikim yapıp herhangi bir varlık alamayan kitleler, harcama gücünü ve başarı arzusunu sağlıklı beslenmeye, spora ve bedenini optimize etmeye yatırarak yeni bir varoluş alanı açmış durumda. Bedenimiz enflasyona ve geleceksizlik kaygısına karşı inşa edilen, haczedilemez tek mülk ve en korunaklı yatırım kalemi haline gelmiş gibi duruyor.

Bizde iyi görünmek iyi olmak değildir. Özgür Bayram Soylu

Son Yazılar

Hepsini Gör
Rezervden Bütçeye: Mali Yönetimde Doğru Zamanlama

Türkiye’de merkezi yönetim bütçesinin üç aylık aranın ardından haziran ayında fazla vermesi, yalnızca gelirlerin giderleri aşması olarak değerlendirilmemelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine g

 
 
 

Yorumlar


bottom of page