top of page

Rezervden Bütçeye: Mali Yönetimde Doğru Zamanlama

Türkiye’de merkezi yönetim bütçesinin üç aylık aranın ardından haziran ayında fazla vermesi, yalnızca gelirlerin giderleri aşması olarak değerlendirilmemelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre haziran ayında bütçe gelirleri 1 trilyon 509,6 milyar TL, bütçe giderleri ise 1 trilyon 395,5 milyar TL olarak gerçekleşmiş ve bütçe 114,2 milyar TL fazla vermiştir. Faiz dışı fazla ise 315,8 milyar TL’ye ulaşmıştır.

Bu tablo bana geçmiş dönemde rezerv yönetiminde izlenen altın ağırlıklı stratejiyi hatırlatmaktadır. Özellikle 2025 yılının eylül ve ekim aylarında küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, altının rezervler içindeki yüksek payı ilk bakışta fazla korumacı bir tercih olarak değerlendirilebilirdi. Ancak altın fiyatlarında yaşanan yükseliş, bu tercihin sonradan ne kadar doğru bir zamanlamaya dayandığını gösterdi.

TCMB’nin 2025 yılı sonunda toplam uluslararası rezervleri 184,1 milyar dolara ulaşırken bunun 112,4 milyar dolarlık bölümünü altın rezervleri oluşturmuştur. Altının toplam rezervler içerisindeki payı yüzde 61 seviyesine kadar yükselmiştir. TCMB de rezerv yönetiminde güvenli yatırım, likidite ve getiri sıralamasını gözettiğini açıklamıştır.

Bugün bütçe tarafında ortaya çıkan fazla ile rezerv yönetiminde geçmişte uygulanan bu yaklaşım arasında benzer bir savunma mantığı olduğunu düşünüyorum.

Maliye ile Merkez Bankası Aynı Kurum Değildir, Ancak Risk Mantığı Benzerdir

Burada teknik olarak bir ayrım yapmak gerekir. Altın ve döviz rezervlerinin yönetimi ağırlıklı olarak TCMB’nin para politikası ve rezerv yönetimi alanına girerken, bütçe gelirleri ve kamu harcamaları maliye politikasının konusudur.

Ancak farklı kurumlar tarafından yürütülmelerine rağmen iki politikanın ortak bir amacı bulunmaktadır: Ekonomiyi gelecekte ortaya çıkabilecek risklere karşı daha dayanıklı hâle getirmek.

Bir merkez bankası belirsizliğin arttığı dönemde rezervlerini güçlendirerek kur şoklarına ve dış finansman ihtiyacına karşı koruma sağlamaya çalışır. Maliye yönetimi ise bütçe açığını sınırlandırarak, faiz dışı fazla oluşturarak ve harcamalarını gelirleriyle dengeleyerek kamu maliyesinin hareket alanını korur.

Bu nedenle haziran ayında ortaya çıkan bütçe fazlasını, devletin kasasında gereksiz para tutması şeklinde değil; gelecekte oluşabilecek ekonomik dalgalanmalara karşı mali hareket alanı oluşturması şeklinde değerlendiriyorum.

TCMB rezervleri de 10 Temmuz haftasında 163,3 milyar dolara yükselirken net rezervler 56,3 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 42,5 milyar dolara çıktı. Bu toparlanma, dış risklere karşı döviz likiditesini güçlü tutma eğiliminin devam ettiğini göstermektedir.

Geçmiş dönemde altının koruyucu özelliği öne çıkarken, bugün döviz likiditesinin güçlü tutulması önem kazanmaktadır. Özellikle küresel ticaretin hâlâ büyük ölçüde dolar üzerinden yürütüldüğü, enerji ve dış borç ödemelerinin dövizle gerçekleştirildiği bir ortamda yüksek rezerv yalnızca kurun seviyesini yönetmek için değil, ülkenin ödeme kapasitesine duyulan güveni korumak için de gereklidir.

Haziran Fazlasının Arkasındaki Temel Unsurlar

Haziran ayında bütçe gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66, vergi gelirlerinin ise yüzde 72 artması bütçe fazlasının temel kaynağını oluşturmuştur. Aynı dönemde giderlerdeki artış yüzde 12,6 seviyesinde kalmış, haziran ayı faiz giderleri ise yıllık olarak yüzde 26,9 gerilemiştir.

Gelirlerin giderlerden çok daha hızlı artması, maliye politikasının kısa vadeli dengesini güçlendirmiştir. Özellikle faiz giderlerinin azalması, kamu maliyesi açısından önemlidir. Çünkü devletin topladığı gelirin giderek daha büyük bölümünü faiz ödemelerine ayırması, yatırım ve sosyal harcamalar için kullanılabilecek kaynağın daralmasına neden olur.

Haziran ayında faiz dışı fazlanın 315,8 milyar TL seviyesine ulaşması bu nedenle bütçe fazlasının kendisinden daha dikkat çekici bir veridir. Faiz dışı fazla, devletin faiz ödemeleri hesaba katılmadan gelirleriyle temel harcamalarını karşılayabildiğini gösterir.

Bana göre maliye politikasının doğru stratejisi tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Ekonominin küresel savaşlar, enerji fiyatları, dış ticaret sorunları ve kur baskılarıyla karşılaşabileceği bir dönemde bütçeyi tamamen harcamaya dayalı şekilde yönetmek yerine mali tampon oluşturmak daha gerçekçi bir yaklaşımdır.

Geçmişte altın rezervlerinin yüksek tutulması, olası değer artışına ve küresel risklere karşı bir sigorta görevi görmüştü. Bugün bütçe tarafında fazla verilmesi ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi de benzer şekilde gelecekte ihtiyaç duyulabilecek bir hareket alanı yaratmaktadır.

Doğru Strateji, Ancak Henüz Kalıcı Başarı Değil

Haziran ayı verilerini olumlu değerlendirmekle birlikte, tek aylık bütçe fazlasının mali disiplinin tamamen sağlandığı anlamına gelmediğini de belirtmek gerekir.

Merkezi yönetim bütçesi 2026 yılının ilk altı ayında 942,8 milyar TL açık vermiştir. Aynı dönemde faiz giderleri yüzde 31,7 artarak 1 trilyon 464,2 milyar TL’ye ulaşmıştır.

Bu nedenle haziran ayındaki fazla önemli olmakla birlikte, yılın ilk yarısındaki toplam açığı ortadan kaldırmamaktadır. Gerçek başarı, bütçe fazlasının veya kontrol edilebilir bütçe açığının birkaç ay boyunca sürdürülebilmesiyle görülecektir.

Ayrıca bütçe dengesinin yalnızca vergi gelirlerindeki hızlı artış üzerinden sağlanması uzun vadede yeterli değildir. Vergilerin sürekli yükselmesi, kısa vadede kamu gelirlerini artırırken hanehalkının satın alma gücünü ve işletmelerin yatırım kapasitesini zayıflatabilir.

Mali disiplinin sürdürülebilir olabilmesi için vergi tahsilatının yanında kamu harcamalarının verimliliği, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve üretim kapasitesini artıracak politikalar da önemlidir.

Burada maliye politikasının ince bir denge kurması gerekmektedir. Devlet bir taraftan bütçe açığını kontrol altında tutmalı, diğer taraftan bu kontrolü yalnızca hanehalkının ve işletmelerin vergi yükünü artırarak sağlamamalıdır.

Haziran ayında ÖTV gelirlerinin yıllık olarak yüzde 0,1 gerilemesine rağmen gelir vergisi tahsilatının yüzde 145,7, dahilde alınan KDV’nin yüzde 89,6 ve harç gelirlerinin yüzde 94 artması, bütçe gelirlerindeki yükselişin vatandaşın ve ekonomik faaliyetlerin üzerinden sağlanan vergi tahsilatıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle bütçe fazlası olumlu olsa da bunun ekonomiye maliyetinin nasıl dağıldığı da değerlendirilmelidir.

Ekonomik Yönetimde Önceden Pozisyon Almak

Ekonomik politikalarda en önemli unsur yalnızca doğru karar almak değil, doğru kararı doğru zamanda almaktır.

Altının rezervler içerisindeki payı artırıldığında bu tercih bazı çevreler tarafından fazla temkinli bulunmuş olabilir. Ancak altın fiyatlarında yaşanan yükseliş ve küresel risklerdeki artış, bu tercihin ülkenin rezerv değerini koruduğunu gösterdi.

Bugün de döviz rezervlerinin güçlü tutulması ve bütçede mali alan oluşturulması benzer bir hazırlığın parçası olarak görülebilir. Çünkü küresel ekonomide belirsizlik henüz sona ermiş değildir. Savaşların enerji maliyetlerine etkisi, doların küresel gücü, dış ticarette yaşanabilecek sorunlar ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketleri Türkiye ekonomisi açısından risk oluşturmaya devam etmektedir.

Böyle bir ortamda devletin bütün imkânlarını bugünün harcamalarına yönlendirmesi yerine, gelecekte ortaya çıkabilecek şoklara karşı rezerv ve bütçe alanı oluşturması daha doğru bir politikadır.

Ben haziran ayında ortaya çıkan bütçe fazlasını bu açıdan olumlu değerlendiriyorum. Maliye politikasının yalnızca günü kurtarmaya değil, gelecekte karşılaşılabilecek risklere karşı hazırlık yapmaya çalıştığını düşünüyorum.

Ancak bu stratejinin başarısı, bütçe fazlasının devamlılığına ve mali disiplinin toplum üzerindeki vergi yükünü ağırlaştırmadan sürdürülmesine bağlıdır.

Sonuç olarak geçmiş dönemde altın rezervlerinin yüksek tutulmasının doğru bir strateji olduğu sonradan daha açık biçimde görülmüştür. Bugün döviz rezervlerinin güçlendirilmesi ve bütçenin fazla verecek şekilde yönetilmesi de aynı koruyucu yaklaşımın farklı araçlarla uygulanmasıdır.

Doğru ekonomi politikası her zaman piyasaya en fazla parayı vermek değildir. Bazen doğru politika, gelecekte ihtiyaç duyulacak kaynağı bugünden koruyabilmektir.

Haziran bütçe fazlası bu açıdan önemli bir işarettir. Fakat bu işaretin kalıcı bir başarıya dönüşmesi için gelir artışının üretimden, harcama kontrolünün ise verimlilikten beslenmesi gerekmektedir.

Sinan Akhan

 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Zenginim ben

Artık market alışverişini bile örtük bir sınıf mücadelesi olarak görüyorum. Eskiden sepete bisküvi atarken şimdi glütensiz kinoa ununun ambalajını ters çevirip glisemik indeksini inceliyorum saatlerce

 
 
 

Yorumlar


bottom of page