top of page

Jeopolitik Risk, Petrol ve Ayrışan Borsalar

14 Temmuz sabahında açıklanan veriler ve piyasa hareketleri, küresel ekonomide tek yönlü bir görünüm bulunmadığını; ülkelerin kendi ekonomik dinamikleri ile jeopolitik gelişmelerin piyasaları farklı yönlere taşıdığını gösteriyor.

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksinin güne yüzde 0,74 düşüşle 13.988 puandan başlaması, 14 bin puan seviyesinin altına inilmesi açısından psikolojik olarak önem taşıyor. Önceki işlem gününde yaşanan yüzde 1,60’lık düşüşün ardından satışların yeni güne de taşınması, yatırımcıların kısa vadede risk alma konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor.

VİOP’ta BIST 30 kontratlarının da güne yaklaşık yüzde 0,7 düşüşle başlaması, spot piyasa ile vadeli piyasanın aynı yönde hareket ettiğini ortaya koyuyor. Bu görünüm, yatırımcıların yalnızca mevcut fiyatlamalara değil, günün ilerleyen saatlerine ilişkin beklentilerinde de temkinli olduğunu düşündürüyor.

Burada Borsa İstanbul’daki düşüşü yalnızca şirket bilançoları veya iç piyasa gelişmeleriyle açıklamak yeterli olmayacaktır. ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden yükselmesi, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılığa ilişkin belirsizlikler ve petrol fiyatlarının artması küresel risk iştahını baskılıyor. Brent petrolün 86 doların üzerine çıkarak yaklaşık bir aylık zirveye ulaşması, enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon ve cari açık riskini yeniden gündeme taşıyor.

Türkiye açısından petrol fiyatlarındaki yükseliş iki yönlü bir baskı oluşturabilir. İlk olarak enerji ithalatı üzerinden dış ticaret açığını büyütebilir. İkinci olarak akaryakıt, ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyon beklentilerinin bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle jeopolitik gerilim, Borsa İstanbul üzerinde yalnızca yatırımcı psikolojisi yoluyla değil, Türkiye ekonomisinin temel dengeleri üzerinden de etkili olmaktadır.

Japonya piyasalarında ise farklı bir görünüm ortaya çıktı. TOPIX endeksinin yüzde 0,8, Nikkei endeksinin yüzde 0,7 yükselmesi, küresel piyasalarda tam anlamıyla ortak bir satış dalgası yaşanmadığını gösteriyor. Japonya Maliye Bakanı’nın, yatırım ortamında önemli bir değişiklik olması hâlinde ülkenin büyük emeklilik fonunun yatırım stratejisinin yeniden değerlendirilebileceğini açıklaması, Japon hisselerine yönelik sermaye beklentisini destekledi.

Ancak Japonya’daki yükselişi küresel risklerin sona erdiği şeklinde değerlendirmemek gerekir. Burada ülkeye özgü fon akımı beklentileri, uluslararası piyasalardaki olumsuz havayı sınırlı ölçüde dengelemiştir. Bu tablo, sermayenin ülkeler arasında yalnızca ekonomik büyüme beklentilerine göre değil, kamu fonlarının politikaları ve kurumsal yatırım kararlarına göre de yön değiştirdiğini gösteriyor.

Almanya’da açıklanan toptan satış fiyatları ise daha karmaşık bir görünüm sunuyor. Endeks haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,7 gerilerken, yıllık bazda yüzde 4,9 yükseldi. Yıllık artışın mayıs ayındaki yüzde 5,9 seviyesinden gerilemesi, fiyat baskısının hız kaybettiğini; ancak tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Aylık düşüş ilk bakışta olumlu görünse de yıllık artışın hâlâ yüksek olması, Almanya’da üretim ve ticaret zincirindeki maliyet baskısının devam ettiğine işaret ediyor. Özellikle petrol ürünleri fiyatları yıllık bazda yüzde 21,7, demir dışı metal ve yarı mamul fiyatları ise yüzde 31 yükseldi. Bu durum, jeopolitik risklerin Avrupa ekonomisine enerji ve hammadde fiyatları üzerinden taşındığını gösteriyor.

İran Petrol Bakanı’nın petrol ihracatının olağan seyrinde devam ettiği yönündeki açıklaması ise piyasaları sakinleştirmeyi amaçlayan stratejik bir mesajdır. İran, ABD yaptırımlarının etkisini azaltmak için uzun süredir kullandığı mekanizmaların ihracatın devam etmesini sağlayacağını belirtiyor.

Ancak petrol piyasaları yalnızca İran’ın ne kadar petrol ihraç ettiğine bakmıyor. Tankerlerin güvenliği, sigorta maliyetleri, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş koşulları ve yaptırımların uygulanma biçimi de fiyatların oluşmasında etkili oluyor. Bu nedenle İran’ın ihracatın sürdüğüne ilişkin açıklaması kısa vadede arz endişelerini azaltabilir; fakat jeopolitik risk primi ortadan kalkmadığı sürece petrol fiyatlarında kalıcı bir rahatlama sağlaması zor görünüyor.

Genel tabloya baktığımızda 14 Temmuz piyasalarında üç temel unsur öne çıkıyor: enerji fiyatlarındaki yükseliş, jeopolitik belirsizlik ve ülkeler arasında farklılaşan sermaye hareketleri.

Borsa İstanbul, Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığı ve enflasyon hassasiyeti nedeniyle petrol fiyatlarındaki yükselişe daha olumsuz tepki verirken; Japonya piyasaları kamu fonlarına ilişkin beklentilerle pozitif ayrışıyor. Almanya verileri ise aylık fiyat düşüşüne rağmen enerji ve hammadde kaynaklı yıllık maliyet baskısının devam ettiğini ortaya koyuyor.

Bu görünüm, küresel ekonomide yalnızca büyüme ve faiz verilerinin değil; enerji yollarının güvenliği, kamu fonlarının yatırım tercihleri ve ülkelerin jeopolitik konumlarının da finansal piyasaların yönünü belirlediğini gösteriyor.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Körfez kuru temizleme

Bir şehirde herkes aynı sızıyı kuşanabilir de kimse bilmez bir diğerinin göğsündekini. Bir emekli, market kasasında kuruşları sayarken yanı başındakinin de aynı kuyuda boğulduğunu görmez. Durakta otob

 
 
 
Ortaya karışık Turkish ekonomi

Areda Survey’in Haziran Sosyometresi, sahada sorulan üç farklı soruyu bir araya getirdiğinde aslında bize gülsek mi, ağlasak mı dedirten, tam anlamıyla hayatın içinden bir memleket hikâyesi anlatıyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page